Aşûre Günü ve Bazı Sevaplı Oruçlar

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN Rh.A

Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!..

....

Konuşmalarımızda size sevaplı şeyleri önceden hatırlatıyorduk; onları yapın, sevap kazanın, Allah'ın rızasını kazanın, mükâfâtınız çok olsun diye... Önümüzdeki günlerde on Muharrem orucu var. Peygamber SAS Efendimiz, Ramazan orucu farz kılınmadan önce, on Muharremde oruç tutardı ve ashabına da tutunuz diye emrederdi.

Biliyorsunuz Ramazanın dışında bazı böyle sevaplı oruçlar vardır. Bu Muharrem orucundan sonra onları da size anlatacağım.

Bu Muharrem orucu geleneksel bir oruç, peygamberler tarihinde önemli bir gün bu Muharremin onu... Nuh AS tufandan kurtulmuş, selâmete ermiş. Ondan dolayı aşûreler pişiyor. Hani gemideki en son kalan erzak pişirilmiş diye rivayet olduğundan, bizde adet olarak yerleşmiş. Annelerimiz evlerde aşûreler pişiriyorlar, içinde her şey oluyor. Üzüm oluyor, fıstık oluyor, nohut oluyor... vs. Tatlı, güzel, gülsuları ile aşureler pişiriliyor, komşulara ikram ediliyor, "Mübarek olsun!" deniliyor.

Aşûre sözü de on sözüyle ilgili... Aşere on demek Arapçada, Aşûre de Muharremin onuncu günü oluyor. Kutlu, mübarek bir gün, Peygamberler tarihinde önemli bir gün...

Onun için bu günde oruç tutmak Peygamber Efendimiz tarafından tavsiye edilmiş. Yalnız müslümanların kendilerine özgü şahsiyetleri olduğundan, İslâm ve müslümanlar kendi başına bir bütün, bir varlık olduğundan başkasına benzemediğinden, tam bir nizam, en güzel nizam olduğundan, Peygamber SAS Efendimiz buyurmuş ki:

"--Siz muharrem orucunu tutarken, ya dokuzuyla onunu da tutun, ya da onuyla onbirini tutun

Peygamber Efendimiz'in zamanında Medinedeki halklar da tutarlardı. Nuh AS'dan an'ane, tufandan kurtulma, Firavun'dan Mûsâ AS o günde kurtulmuş diye, onlar da tutarlardı ama; İslâm o peygamberleri hak peygamber olarak kabul ediyor ama, İslâm hristiyanlığın veya yahudiliğin devamı değil... İslâm Allah'a ibadet etmenin özü, bozulmamış olan şekli... Bozulanları düzelten, doğrusunu ortaya koyan bir din...

Meselâ bozulmuş olan inançlarda, insanlar Allah'a ibadet etmeyi, kulluk etmeyi bırakıp da başka şeylere, hattâ peygamber bile olsa başka varlıklara tapınınca şirk oluyor, Allah sevmiyor. ağaçlara, putlara, dağlara, heykellere, haçlara tapmak günah oluyor. Allah'ın gazab ettiği sevmediği bir şey oluyor.

İslâm bunları düzeltmek için gelmiş. İslâm dininin en önemli görevi, vurguladığı en önemli husus nedir?.. Allah'a inanacaksınız ve yalnız Allah'a kulluk edeceksiniz. Onun için Fâtiha'yı okurken:

(İyyâke na'büdü ve iyyâke nestaîn.) "Ancak sana ibadet ederiz ve sadece senden yardım dileriz, başkasından değil... Senin kudretini, varlığını, birliğini anlamış arif mü'min kullarız." demiş oluyoruz.

Dinde en önemli konu neymiş?.. Tevhidmiş. İnsanların Allah'tan gayriye tapmaması, Allah'a itaat etmesi, Allah'a ibadet etmesi... Tabii biz öbür peygamberlerin de Allah'a ibadet etmeyi söylediğini, sonradan onların ümmetlerinin inançlarını koruyamayıp şaşırdıklarını, sapıttıklarını biliyoruz. Peygamber Efendimiz doğruyu öğrettiği için, taklid olmadığından, İslâm'ın kişiliğinin korunmasını emrediyor. "Siz de 9 ve 10 Muharremde veya 10 ve 11 Muharremde oruç tutun!" diyor.

Siz de takvime bakıp 9 ve 10 Muharremi veyahut 10 ve 11 Muharremi tesbit edin. Hangisi sizin çalışmanıza, gününüze, iş hayatınıza, sıhhatinize uygun düşüyorsa, o günde bu Muharrem orucunu tutuverin!..

Peygamber SAS Efendimiz hadis-i şeriflerinde, Ramazan orucundan başka bazı oruçları tavsiye etmiştir.

Neden oruç tutuyoruz?.. Oruç tutmak insanın iradesini kuvvetlendiriyor, nefsini terbiye ediyor, bedenine sıhhat kazandırıyor, birçok maddî mânevî faydaları oluyor. Bunu Ramazanda çok güzel bir şekilde görüyoruz. Ramazanın dışında da bu güzel ibadet devam etsin diye, Peygamber Efendimiz bazı oruçları kendisi de tutmuş, ümmetine de tavsiye etmiş.

Tavsiye ettiği oruçlardan bir tanesi, pazartesi perşembe oruçları... Peygamber Efendimiz, her hafta pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmayı severdi ve tavsiye buyururdu. Sebebini de şöyle açıklıyor:

"--Kulların yaptıkları ibadetler, iyilikler, kötülükler, ameller pazartesi ve perşembe günü dergâh-ı izzete arz olunur. 'Yâ Rabbi, kulların amelleri bunlar!' diye Allah'a sunulur. Onun için ben de, benim amellerim melekler tarafından Allah'a sunulurken oruçlu olmayı seviyorum, onun için oruç tutuyorum." diye böyle izah buyurmuş Peygamber Efendimiz.

Pekiyi, Allah-u Teàlâ Hazretleri kulların yaptığı bütün ibadetleri anında bildiği halde, hattâ işlenmeden önce ilerisini-gerisini de bildiği halde niye arz olunuyor?.. Yâni kesinlik kazanıyor. O zamana kadar kul günahına tevbe ederse silinecek, o zaman günahı dergâh-ı izzete arz olunmayacak, kurtulacak. Onun için, böyle bir haftanın iki gününde işleme konulma durumu oluyor.

Pazartesi perşembe günleri oruç tutmak sünnettir, Efendimiz'in yaptığı bir şeydir. Siz de yaparsanız hem sıhhat kazanırsınız, hem mideniz dinlenir, hem aklınız açılır, hem nefsiniz ıslah olur, hem iradeniz kuvvetlenir. Yâni isteklerinizi frenlemeyi öğrenmiş oluyorsunuz. Ramazandaki çalışmanın devamı olmuş oluyor, devamlı idman oluyor.

Pazartesi perşembe oruçları bir...

Sonra Arabî ayların başında, ortasında, sonunda oruç tutmayı severdi Peygamber Efendimiz ve tavsiye buyururdu. Meselâ Muharremin birinde, yeni senenin ilk günü olan pazartesi günü keşke oruçlu olsaydı kardeşlerimiz... Bir de ortasında ve sonunda... Böyle her ayda üç gün oruç tutan, on misli mükâfât alacak, otuz gün tutmuş gibi olacak. Her ay böyle tutunca, bütün seneyi oruçlu geçirme sevabını kazanacak. Bu var.

Bir de Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği eyyâm-ı bıyz oruçları var. Arabî ayların 13. 14 ve 15'inde tutulan oruçlar... Yâni mehtaplı gecelerin gündüzlerinde, dolunay olduğu zamanlarda tutulan oruçlar. O oruçları da, önümüzdeki günlerde gelecek, onları da takib eder, tutarsınız.

Her ayın eyyâm-ı bıyzında, yâni mehtaplı gecelerinin gündüzlerinde Efendimiz oruç tutardı ve hiç bırakmazdı. Siz de ona dikkat etmeğe çalışın!

Ayrıca Receb ayı geldiği zaman çok oruç tutardı. O üçayları biliyorsunuz, Regàib kandili gelecek. Üçaylar önümüzde daha, o zaman söyleriz inşaallah... Şimdi size önümüzdeki hafta içinde Muharrem orucunu tutmanızı hatırlatıyoruz, sevap kazanın diye...

Senenin birinci ayındayız. İnşaallah bu seneyi daha sevaplı, Allah'ın rızasına daha uygun geçirmek için daha dikkatli olursunuz, daha dikkatli oluruz, daha güzel çalışmalar yaparsınız. Allah'ın rızasını kazanmak için daha çok çalışırız.

Hani dünyada birazcık maaş kazanacağız diye, geçimimizi sağlayacağız diye, otuz-kırk yıllık ömrümüz için veya seksen-dokzsan yıllık ömrümüz için veya yüzün üstünde bir ömür için ne kadar çalışıyoruz! Halbuki ahiret hayatı ebedî olduğuna göre, ahiret için ne kadar çalışmamız lâzım?.. Eğer oranlayacak olursak birbirine, ahiret için çok çalışmak lâzım!..

Fakat Allah-u Teàlâ Hazretleri bize tâkàtimizin üstünde yük yüklemiyor. İslâm'ın en güzel yönlerinden birisi nedir?.. Allah-u teàlâ Hazretleri kula tâkatinin üstünde yük yüklemiyor. Az ibadetini çoğa sayıyor; beş vakit namaz kılıyor, elli vakite sayıyor... Üç gün oruç tutuyor, bir aya sayıyor. Bir Kadir gecesini ihyâ ediyor, bir ömre sayıyor. Bir hac yapıyor, umre yapıyor; günahları siliniyor. Allah-u Teàlâ Hazretleri lütf u kereminden azını çoğa sayıyor.

Bir insan iyi niyetle bir şey yaptı mı, o ibadet oluyor. Niyeti iyi olduğu zaman, yaptığı bütün şeylerden sevap kazanıyor. Hattâ niyeti iyi olup da onu yapamasa bile, sevap kazanıyor. Meselâ: "Yarın ben hastaneye gideyim, filânca hastayı ziyaret edeyim... Falanca kimsenin vefatını duydum, gideyim cenazesine katılayım..." diye iyi bir şeye niyetlendi. Veya, "Falanca fakire gideyim, şu kadar para vereyim!" dedi. Ama ertesi gün işi çıktı, onu yapamadı. Yapamadığı zaman bile sevap kazanıyor.

Allah rızası için, çoluk çocuğunu haram yemeden helâl lokma ile beslemek için çalışmaya gidince sevap kazanıyor. Anne çoluk çocuğuna bakınca, emzirince sevap kazanıyor, hamileliğinde sevap kazanıyor. İnsan hastalığında sevap kazanıyor. Yâni İslâm'da niyet iyi olunca, kalb temiz olunca, her şeyden insan sevap kazanıyor. Böylece ömrü sevaplarla dolmuş oluyor. Bu da İslâm'ın güzelliğinden, kalbe ve niyetin temizliğine önem vermesinden kaynaklanıyor.

İnşaallah biz de niyet edelim, 1419 hicrî yılını Allah'ın rızasına uygun, çok güzel verimli, sevimli geçireceğiz, güzel işler yapacağız. İbadetlerimizi aksatmayacağız, herkese iyilik yapacağız, dargınlarla barışacağız. Paramızın bir kısmını hayra ayıracağız, hayır hasenat yapacağız. İslâm'ın gelişmesine, yayılmasına, iyiliğin hakim olmasına, zulmün kalkmasına gayret edeceğiz.

01. 05. 1998 - AVUSTRALYA

Kaynak: Son Uyarı Gazetesi

Çilehàne-Ana Sayfa