Tarih Sevgisi, Şuuru ve Kadirşinaslık Görevimiz

Halil Necatioğlu

Kadirşinaslık müslümanın önemli güzel huylarından biridir. Muhterem dedelerimiz "bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır" zihniyetine sahip imişler; Hz. Ali efendimiz, "bana bir harf öğreten beni kendisine bende (kul) eder" buyurmuş; sofrasında yemeği yenilen bir kimsenin, yiyen kimse üzerinde bir "tuz-ekmek hakkı" teşekkül eder; bu eski ikrâmları unutup, vefasızlık, hainlik veya kalleşlik edene "nankör" denilir ki, nân: ekmek, kör: görmeyen, nân-kör: yediği ekmeğin hatırına riayet etmeyen mânâsınadır.

Şu topraklarda böyle mutlu, böyle serbest, böyle rahat yaşıyoruz: Kimler sayasinde? Bizden önce Allah yolunda, vatan-millet, din-iman için çarpışmış mücahitler, aziz şehitler, mübarek gaziler sâyesende tabii! Onlara çok borcumuz var, onların, üzerimizde çok büyük hakları ve hatırları olmalı!

Şehir şehir dolaşmakta olduğum Avustralya'da en çok dikkatimi çeken, kiliselerin zenginliği ve sosyal hayata kâmilen hakimiyeti; bir de çok net, buram buram tüten milliyetçilik duygusu ve tarih şuuru: Her kasaba bir anıt, her parkta bir plâket veya kitabe, savaşta ölenler için göze çarpıcı bir eser, üzerlerine "Lest we forget": "Unutulmayalım diye" yazılmış; ölenlerin isimleri, künyeleri bir bir hâkkedilmiş abidelerin duvarlarına, herkes Gelibolu'yu bilyor, kayıplarını biliyor. Mezarlıkları da gayet iyi muhafaza olunuyor, mezarlar çökmüş değil, isimler belli, duvarlar sağlam, kabirlerin üzerlerinde demet demet taze çiçek buketleri; demek ki sık sık ziyaret olunmaktalar...

Onlar böyleyken bizler ne yapmışız? Maalesef yürekler acısı bir durum. Mezarlıklar istilâya uğramış, gecekondu dolmuş, istimlak edilmiş, türbeler yıkılmış, kapatılmış, tozlu, harab, yağmalanmış; camilere el konulmuş, halıları, levhaları, minberleri, mihrapları, çinileri, hattâ kubbe kurşunları çalınmış, en değerli eserler yıktırılmış, avluları yok edilmiş; tarih sevdirilmemiş, ecdat kötülenmiş, gerici-yobaz gösterilmiş, vatan hainleri putlaştırılmış, kahramanlaştırılmış; saraylar yağmalanmış arşivler satılmış, şehirlerin tarihi binaları yıkılmış, yerlerini soğuk beton yığınlar almış, vakıf eserler yağmalanmış, kütüphaneler kapatılmış, en değerli kitaplar kaybolmuş, bir sürü yolsuzluk, hırsızlık, hainlik, düşmanlık, kadirbilmezlik, şarlatanlık, dalkavukluk, nemelâzımcılık, vefasızlık, şuursuzluk...

Milli kültürümüz mahvedilmiş, tarihimiz yağmalanmış, tarihi şuur sıfır, tâkip yok, hesap soran yok, suçlu ortada, ev sahibinden baskın, arsız, yüzsüz. Bu rezalete kimler, ne zaman dur diyecekler acaba; Şarkın eski arslanları nerede, uykudan ne zaman uyanacaklar?

Bir 18 Mart Çanakkale zaferi geçti, kaç kişi olayı bilmekte? Çocuklarımız, halkımız, şanlı tarihimiz, zaferlerimizi, dostlarımızı, düşmanlarımızı, mefahirimizi biliyor mu? Ecdadımızın idealleri, ahlâkı, asaleti, büyüklüğü, değeri malûmları mı? Köy ve kasabalarımız, içlerinde yetişmiş meşhurları, âlimleri, gazileri, şehitleri anıyor mu, onlar için âbideler yapılmış mı? Torunları onları ismen biliyor ve kendileriyle iftihar ediyor mu? Ruhlarını şâd edecek merasimler, anmalar, hatimler, fatihalar, mevlidler... icra oluyor mu? Bu yeni nesiller, eski büyüklerimizin vatan, millet, Hak, hakikat sevgi ve saygısına aynen sahipler mi? Yoksa dejenere ve kozmopolit, bozuk ve çürük bir hale mi düşmüşler. Fatih Sultan Muhammed Han 22 yaşında çağ kapamış, çağ açmış, muazzam bir gücü yenmiş, İstanbul'u, Trabzon'u, Mora'yı, Balkanları feth etmiş, şimdiki 22 yaşlılar neyle meşguller?

Bizi yanlış eğitim, yanlış kültür politikaları ve kötü idareciler ve hain ajanlar mahvetti. Halen de radyo, televizyon, roman, hikâye, tiyatro, spor, turizm, müzik, sanat... derken milli kültürümüzün, ahlâk ve imanımızın can damarları kesilmekle, en ulvî esrlerimiz ve varlıklarımız bombalanmakta, berhava edilmekte.

Dışardan çok daha net olarak görülüyor ki milletçe muazzam bir oyuna getirilmiş ve feci şekilde aldatılmış, bir çok münevverlerimiz de cılk çıkmış... Halkımızı, hakkımızı, öz kültür ve medeniyetimizi, mefahirimizi, şerefimizi, onurumuzu, nesillerimizi, istiklâl ve istikbalimizi kurtarmak için çok yönlü, çok hızlı, çok güzel, çok ciddi bir çalışma; imanlı ve ahlâklı büyük bir sosyal ve kültürel hamle başlatmak zorundayız.

Bizim ve bizden sonrakilerin dünya huzuru ve ahiret saadeti buna bağlı! Allah c.c. muînimiz olsun!

Cümlenizin Kadir gecenizi ve Ramazan bayramınızı, uzaklardan, en içten duygularımla tebrik eder, Dâreyn'de saadet ve selametinizi temenni ve niyaz eylerim.

İslâm, Nisan 91

Çilehàne - Ana Sayfa