ZİNA HAKKINDA

(Terğib ve Terhib’i 3. cildinin 268. sahifessinden itibaren 27 hadis-i şeriften seçmelerdir.)

Hadis-i şerifin dördüncü kısımda şeyh-i zâni hakkındadır. Bu da yaşlandığı halde çirkin huy ve ahlâktan kendini kurtaramayan ve her zaman acınmaya değer bir zavallı kimsedir ki, bu kötü huya gençlikte alışan zavallı bu huyu her ne kadar gücü ve kuvveti olmasa da, yetmese de bir türlü bırakamaz. Hiç olmazsa göz zinasından kendini kurtaramaması yetip artmaz mı?

Bakınız, insan pek muhterem bir mahlûktur. Onu öldürmekten daha büyük bir cinayet olamaz. Kasden bir mümini öldürmenin cezası ebedi bir cehennem azabı olduğu halde, bu zinayı irtikab eden kötü adam hakkında ise en acı bir ölüm cezası tatbik edilmesi emrolunmuştur. Bu ölüm cezası diğer ölümler gibi idam olunmak veya kurşuna dizilmek gibi değildir. Bir meydan mahalline pek büyük olmamak üzere halk tarafından ve bir çok cemaatin gözü önünde ve taşlanarak öldürülür. Ve bu hususta acımak caiz değildir. Zira bu fena ve çirkin hareketin önlenmesi ve başkalarına da ibret olsun da korksunlar ve bu kötü fiili işlemesinler diye acımak caiz görülmemiştir. Zira buna acımak bilâhare bu fiilin başkaları tarafından işlenmesine sebep olur. Ve bilâhare pek büyük felaketlere düşmek, iffet ve namusun son derece tehlikeye düşmesine müncer olur ki, bu da pek büyük bir kabahattir.

Evet, bu gibi fenalıklar nadiren vuku bulursa da fenalıklar bir an evvel önlenmiş olur. “İnsan öldüreni öldürmekte, kısasa kısas yapmakta hayat vardır” buyrulmuş. Bu hayat katilinde öldürülmesiyle diğer katiller hakkında bir ders ve ibret olarak, adam öldürmeye öyle kolayca cesaret edebilmeleri önlenmiş olur. Ve bu suretle öldürme vakaları son derece azalır. Ve geride kalan insanların hayatları da taht-ı emniyete alınmış olur. Bu suretle de kısasta hayat vardır, emri tezahür eder 

1. Zina etmenin hükmü

Zina hususunda Mesûd RA in oğlu Abdullah RA’ın Buharı, Müslim, Ebû Davûd, Tirmizi ve Nesâî’nin müttefikan rivayet ettikleri hadis-i şerifte şöyle demektedir:

Rasûlüllah SAS Hazretleri şöyle buyurmuşlardır: “Bir müslümana, Allah Teàlâ’nın birliğine ve ondan başka mabûd olmadığına ve benim de Rasûlüllah olduğuma şehadet eden kimseyi öldürmesi caiz olmaz. Ancak üç sebebden birisi bulunursa o zaman öldürülür:

Birisi: evli olan veya başından nikâh-ı sahih geçmiş olan dul bir kimsenin bu zinayı irtikab etmesi halinde bu adam recm olunarak öldürülür.

İkincisi: Adam öldüren kısas olarak öldürülür.

Üçüncüsü de: Dininden dönen ve cemaati terk eden kişi de öldürülür.

Eğer zina eden bekâr ise nikahlanmamış, evlenmemiş ise buna da bu zina fiilini işlediği için yüz meydan sopası vurulur.

Dinden dönen kişi İslâm’a da’vet olunur, İslâm’a dönerse ne a’lâ. Eğer küfründe ısrar ederse katli caizdir, demişler. Eğer kadın dininden dönmüş ise ekseri ulemâ erkek gibi o da katlolunur demişseler de imamımız İmam-ı Azam Hazretleri: “Kadın ve çocukların öldürülmesi men olunduğundan bunlar tövbe edinceye kadar hapsolunur” demişler. Bir de sâil diye insanı öldürmeye kasdeden saldırgan kimseler vardır ki, onların elinden başka türlü kurtulmak mümkün olmazsa onu da öldürmeye cevaz verilmiştir.

İmâma âsî, cemaati tamamıyla terk edenlerin de katline ve eşkıyaların da katline cevaz verilmiştir. Hazret-i Ali Efendimiz Havâric denilen, itikaden ehl-i sünnetin dışına çıkan ve Hazret-i Ali Efendimize karşı gelen bu kabileden birçoklarını katletmişlerdir. Ve bunlar zamanın imâmının, hükümdarının vazifesidir denilmiştir.

2. Zinanın getirdiği felâket

Zina edenlerin sonları fakirlik ve perişanlıktır. Allah Teàlâ dua edip yalvaranların duasını kabul eder. Ancak zina eden erkekle zâniye kadının duasını kabul etmez. Zina edenlerin yüzlerini ateş yakar. Zina edenlerden iman, elbisenin, gömleğin çıktığı gibi çıkar. Zina eden kimseden iman çıkar ve onun tepesinde gölge gibi durur. Zinadan vazgeçerse iman ona döner. Zina müşrik ile beraber anılmıştır. Zina eden kimse zina ettiği vakitte mümin değildir. Yani mümin zina etmez demektir. Yemin ederek mal satan, kendini beğenen kibirli fakir, zina eden yaşlılara ve zalim imamlara Allah Teàlâ buğz eder. Yedi kat gökler ve yedi kat yerler yaşlı halinde zina edene lânet ederler ve zânîlerin iffet yerlerinden çıkan pis kokularla ehl-i cehenneme eza olunur.

Hamr, şarap içmeğe devam ederek ölen kimseye zânîlerin ferçlerinden çıkan kokular içirilir. Zinaya devam eden kimse puta tapan kimseye benzetilmiştir. Bunun gibi içki içen de böyledir. Halbuki zinanın haramlığı ind-i ilâhide şarap içmekten daha büyüktür.

Ümmet-i Muhammed hayır üzeredirler, veled-i zinalar çoğalmadıkça. Veled-i zinalar çoğalıp aşikâr olunca azaplarının umumi olmasından korkulur. Zina aşikâr olunca fakir ve meskenet kendilerini yakalar. Allah Teàlâ’nın indinde en büyük günah şirkdir. Sonra evlâdını kendisi ile beraber yemesin diye öldürmek daha sonra da komşusuyla zina etmektir. Komşu ile zina on zinaya bedeldir. Komşusu ile zina edene Allah Teàlâ rahmet nazarıyla bakmaz. Ve cehenneme girenlerle birlikte zânileri de cehenneme sokar.

3. Zinadan korunanın yeri cennetdir

Muharebeye giden askerlerin karılarının hürmeti anaların hürmeti gibidir.İffetlerini muhafaza edenlere cennet vardır. Herhangi bir müslime kadın beş vakit namazını kılar ve iffetini muhafaza eder ve erkeğine de itaat ederse cennetin hangi kapısından isterse girsin. Dilini ve iffetini muhafaza edenin cennete girmesini ben tekeffül eylerim. Bu iki a’zâyı muhafaza edeni Allah Teàlâ cennetine kor. Kadınların arkalarından istifade Lût kavminin amelidir. Haramdır ve çok çirkindir. Allah Teàlâ’nın lanetine müstahak olur. Başka şey yazmağa lüzum yoktur.

Görüyoruz ki, Rasûlüllah SAS anaya ve babaya ihsan ve ikramla beraber onlara karşı isyandan ve itaatsizlikten son derece sakınmanın lâzım geldiğini anlatırken o arada diğer bir takım günâhları da zikretmekte olduğu görülegelmektedir. Meselâ şirk, içki, kumar, zina, katil, sihir, yalan, gibi günahları her hadisin içinde yerine göre bazen birkaçını bazen da hepsini birden söyledikleri görülmektedir.

Zinayı celbeden afetlerden birisi de içki olduğundan zinadan sonra bir miktar da içkinin aleyhinde Efendimiz SAS’in buyruklarından bazılarını zikretmeyi uygun gördüm. Allah Teàlâ cümlemizin muini olsun... Âmin!

İçindekiler